Merhabalar,
Bugün sizlere yazmak istediğim konu, ilk yazımda da belirttiğim üzere meslekler ve becerilerin 5 yıl sonraki halini düşünmeyi unutmamak.
2007 yılını hatırlayalım, ilk IPhone tanıtıldı. O tarihten sonra, telefon ile iletişim konusunda her şey değişmeye başladı. (O tarihten alarak anlatma sebebim, bu ilerlemenin iyi bir gösterge olması.). Apple şirketinin telefon modelini tanıtmasıyla beraber, dokunmatik ve basit kullanımın ön plana çıktığı bir cihaz hayatımıza girdi. Teknolojik olarak hayatımızda yenilikler olurken, o yıllarda dünya ekonomik krizle karşılaştı ve benim gördüğüme göre, dünya kendine global ölçekte bir nabız yoklaması yaptı. Ekonomik krizin çıkması ülkelere kendini test etme alanı açmış oldu. Bu kriz Dünyayı daha önceki krizler gibi çok fazla radikal bir değişikliğe uğratmadı. Aynı yıllarda; 2010’lar gibi başlayan, farklı zaman ve ölçeklerde süren savaşlar ya da ülkelere müdahaleler çok yaygındı. Özellikle de ülkemizin çevresindeki bölgelerde yaşanması, bizleri her zaman düşünceye sevk eden bir unsur oldu. Yani anlayacağınız, insanlık aynı anda birden farklı oluşum ve gelişmeleri başlatabilecek bir zaman dilimindeydi. Artık, nerede ne olursa olsun, dünyanın diğer ucu bunu duyabilme kabiliyetine sahip gözüküyordu. Bir tarafta önemli teknolojik adımlar atılmışken, diğer tarafta insanlar ölebiliyor ya da hayatta kalma mücadelesi verebiliyordu ki halen benzer durumların devam ediyor olmasından bahsedebiliriz. Peki bunların bizim konumuzla ne alakası var diyebilirsiniz . Buraya kadar mühendislik, siyasal bilimler, ekonomi, psikoloji, sosyoloji gibi alanlara vurgu yapmaya çalıştım, nasıl olduğunu şimdi anlatacağım.
Hayatımızda her geçen gün bir yenilik olur hale geldi. Bu yenilik ve inovasyon dediğimiz süreçleri kimin istediği sorusunun, her zaman cevapsız kalacak bir muamma olduğunu düşünürüm. Sizler karar verme sürecinde hangi okul, hangi bölüm, hangi şehir, hangi fakülte gibi birçok faktörle mücadele ediyorsunuz. Belki en önemlisi de “Mezun olunca ne olacak?”sorusu. Mezun olduğumda diplomam işe yarayacak mı, para kazanacak mıyım ya da hayatta kalabilir miyim gibi sorular; yalnız sizler için değil aileniz için de elzem olabiliyor zaman zaman. Peki acaba bu sorular bulunduğumuz dönem için hala geçerli mi yoksa soruları biraz güncellemek gerekli mi? Mesela, ilk bölümde bahsettiğim global ölçekte her gün farklı durumlarla karşılaşıyor olmamız ve öngörülebilirliğin zayıflamasından dolayı yeni dönemin en önemli vurgusunu“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve VERİMLİLİK” kavramları üzerine yapıyorum. Yani, ne iş yapıyorsak yapalım, nasıl ortamda olursak olalım, soru şu “Bu iş düzeni ya da grup çalışması sürdürülebilir mi? Şu anda yapılan işler ve verilen efora bakıldığında “Verimlilik” dikkat edilen bir durum mu? Bu iki soru, hayatımızın kritik ve hassas kavramları haline geldi. Bu konuların bu kadar gün yüzüne çıkması, hem teknolojinin çok hızlı ilerler bir hale gelmesi hem de üniversitelerin artık iş garantili kurumlar kategorisinden çıkması olabilir diye düşünüyorum. Yani, işsizlik konusu kaçınılmaz bir hale gelebilir gibi. Çünkü mezun kişi sayısı ve kalitesi ile dışarıda üretilen iş pozisyonları arasında linear bir ilişki olmasını bekleyemeyiz. İş hayatı ve üniversite süreçleri böyle bir sürece evriliyorken, toplumsal düzenin etkilenmemesi mümkün değil. Burada iki tane temel aks var gibi; biri teknolojik gelişmeler diğeri de üniversitelerin iş garantisi verdiği algısının değişmeye başlaması. Süreç böyle işlemeye başladığında genellikle insanlardan uyum sağlaması beklenir. Örneğin bu zamana kadar üretilmiş hangi teknolojik inovasyonda “Evet, bende böyle bir şey istiyordum.” dediniz? Demediniz ama uyum göstermek için efor sarf ettiniz.
Buraya kadar global ölçekte hayatlarımızın nasıl ilerlediğini anlatmaktan çok, anımsatmaya çalıştım. Nasıl ilerlediği sorusu daha derin ve kapsamlı bir analize ihtiyaç duyan bir konu. Buraya kadar üniversite bölüm veya tercihlerden bahsetmeme sebebim, sizlere göstermek istediğim şey bölüm tercihinizin önemli olduğu kadar sizin kendi gelişiminize nasıl yaklaştığınız. Eskiden, lise mezunlarının memur, üniversite mezunlarının hoca yapılmaya çalışılırken bugün durum biraz daha farklı. Yani diplomanızla, nereden mezun olursanız olun, sizin verdiğiniz emeğe karşılık gelecek bir teklif bulmanız zor. Dahası, artık mezun olduğunuz alanda çalışma ihtimaliniz de çok yüksek olmayabilir çünkü interdisipliner alanlar günümüzde çok daha yaygınlaştı. Sizlerden istenen, yalnızca öğrendiğinizi uygulamanız değil, öğrendiklerinizle interdisipliner analizler yapabiliyor musunuz. Yani, kendi bölümünüzün dışındaki konularda zihin yapınız nasıl şekilleniyor?
Son bölüm olarak; bugün kayıt yaptığınız alandan ortalama 4-5 yıl sonra mezun olacaksınız. Mezun olmadan önce üniversite gerekliliklerini tamamlamanız ve o akademik ortamdan alabileceğiniz verimi en üst seviyeye çıkarmanız önemli. 5 yıl sonra mezun olduğunuzda, bugün sevinçten ağlayarak kayıt yaptığınız alandan üzülerek mezun olma ihtimaliniz olabilir. Çünkü mobilitenin bu kadar artmış ve dijitalleşmenin her alanda olması, sizlerin sadece bölüm bitirerek mezun olduğunuzda elinizi zayıflatabilecek bir unsur olabilir. Özellikle yaşadığımız ülkede her an çıkabilecek bir yasal düzenlemeden aklınıza gelmeyecek şekilde etkilenebilirsiniz. Bundan ötürü, tercih yaparken; hayatımızın en kritik olayıymış gibi yaklaşmaktansa, nasıl bir hayat yaşamak istediğinize ve ilgi alanlarınız ile bölümünüz arasında nasıl bağlar olduğunu göz ardı etmeyin derim. Sürdürülebilir ve verimli ortamın arandığı, insanların en azından öngörülebilir olsun diye hayatlarında güncelleme yapmak istedikleri bir dünya düşünün; bu dünyada siz hangi rolde olmak istersiniz sorusuyla , tercih analizlerinizi yapabilirsiniz.
Unutmayın ki bilgiyi üniversite sağlayacak ama bilgiyle dans edecek olan sizlersiniz!
Sevgilerimle,
Uzm.Psikolog Ozan ÖDÜL

Bir Cevap Yazın