Kültürlerarası Pozitif Psikoterapi, temel olarak psikodinamik, hümanistik ve bilişsel ekollerden beslenen; danışanların yaşadıkları çatışmaları anlamaya odaklanan ve bu süreçte danışanların “kaynaklarını, kapasitelerini ve becerilerini” merkeze alan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu ekol, bireylerin içinde bulundukları çatışmalarla baş edebilmeleri için mevcut becerilerini nasıl optimize edebilecekleri ya da geliştirebilecekleri üzerine çalışır.
Pozitif Psikoterapinin üç temel prensibi bulunmaktadır: Umut, Denge ve Danışma.
Umut İlkesi; terapistin, danışanın yaşadığı zorlukları merkeze alarak, hayat amacı ve anlamı konusunda daha kapsayıcı ve pozitif bir bakış açısı sunabilmesini ifade eder. Bu ilke doğrultusunda, yaşanan belirtiler yalnızca bir sorun olarak değil, aynı zamanda bir kapasite göstergesi olarak da ele alınır.
Örneğin:
“Depresyon, çatışmalara en derin duygusallıkla tepki verebilme yetisidir.”
“Uyku bozukluğu, uyanık kalabilme ve az uyku ile idare edebilme yetisidir.”
Denge İlkesi; bireyin yaşamını dört temel alanda ele alan bir model sunar. Bu alanlar; Sağlık/Beden, İş/Başarı, İlişkiler ve Gelecek/Amaç/Anlam olarak tanımlanır. Bu alanlar arasındaki dengenin korunması, daha sürdürülebilir bir yaşam biçimini ve psikolojik dayanıklılığı destekler.
Danışma İlkesi; danışanın ve gerektiğinde çevresinin süreç hakkında bilgilendirilmesini, terapötik sürecin nasıl ilerleyeceğinin netleştirilmesini ve verimli bir çalışma için gerekli adımların yapılandırılmasını esas alır. Pozitif Psikoterapi yaklaşımında danışmanlık süreci beş basamakta ele alınır ve bu basamaklar, danışan–danışman ilişkisinin sağlıklı şekilde kurulabilmesi açısından hassas adımlar olarak görülür:
Gözlem
Envanter Çıkarma
Durumsal Teşvik
Sözelleştirme
Hedeflerin Genişletilmesi
Pozitif Psikoterapi, bireylerin yaşamlarına yalnızca sorun odaklı bir perspektiften yaklaşmaz; aksine, yaşanan durumların nasıl oluştuğunu anlamaya çalışır. Bu süreci, bireyin kaynakları ve kapasiteleri üzerinden ele alır. Danışanın getirdiği problemin hangi çatışma temelli süreçlerden doğduğunu inceleyerek, mevcut becerilerin hangi noktalarda yetersiz kaldığını ya da fark edilmediğini anlamayı hedefler ve bu doğrultuda geleceğe yönelik bir planlama oluşturur.
Olgu Psikolojik Danışmanlık Merkezi tarafından verilen ve 2023 yılında başladığım, yaklaşık dört yıl sürecek olan Pozitif Psikoterapi eğitimimin şu anda ikinci yılındayım ve eğitimime aktif olarak devam etmekteyim. Bugüne kadar temel ve master eğitim sürecinde yaklaşık 400 saatlik eğitimi tamamladım.
Pozitif düşünmek bizi doğrudan iyi ya da pozitif yapmaz; ancak kendi kaynaklarımızı fark ettiğimizde ve keşfettiğimizde, bu bizi pozitif düşünmeye yaklaştırabilir. Kaynaklarımıza ulaşabildiğimiz ölçüde düşüncelerimizi esnetebilir, duygularımızı tanıyabiliriz.

Pozitif Psikoterapi yaklaşımı, bireylerin kendi kaynaklarını keşfetme sürecinde öykü, hikâye ve metaforik anlatımlardan yoğun şekilde yararlanır. Yaklaşımın kültürlerarası bir temele dayanmasının nedenlerinden biri de, her bireyin aynı durumu farklı şekillerde deneyimleyebileceği ve anlamlandırabileceği varsayımıdır. Bu farklı deneyimleme ve anlamlandırma biçimleri, sanatsal yaklaşımlarla desteklenerek bireyin sıkıştığı ya da kilitlendiği noktaların açığa çıkmasına yardımcı olur.

Pozitif düşünmek bizi doğrudan iyi ya da pozitif yapmaz; ancak kendi kaynaklarımızı fark ettiğimizde ve keşfettiğimizde, bu bizi pozitif düşünmeye yaklaştırabilir. Kaynaklarımıza ulaşabildiğimiz ölçüde düşüncelerimizi esnetebilir, duygularımızı tanıyabiliriz.

İletişim
Merak ettikleriniz, önerileriniz ve sorularınızı bizimle çok kolay bir şekilde paylaşmanızı bekliyoruz! Randevu almak, soru sormak, paylaşımda bulunmak için, tek yapmanız gereken buradan bize ulaşmak. Sizlere en kısa ve açıklayıcı şekilde geri dönüş sağlanacaktır!
